Kullanıcı adı:
(?) Şifre:
Call of Duty 2
0 sunucu
0 oyuncu
 
Call of Duty 4
0 sunucu
0 oyuncu
 
Quake 3: Arena
0 sunucu
0 oyuncu
 
25/02/17 11:19 Toplam 0 oyuncu %p sunucu 414 kullanıcı siteyi görüntülemekte
Yakın geçmiş
Bölüm 2

1984 – ZX Spectrum’u olmayan ve oyunlarını kopyalamayanların sınıf arkadaşları tarafından dışlandığı dönemler. Çift kaset kayıt edebilen kasetçalarların çok popüler olduğu bu dönemlerde kopyalamanın önüne geçmek için kendi kendini yok edebilen kasetler üzerine çalışmalar yapılmıştır.

1988 – Commodore 64’lerin üstünlüğünün son günleri. Oyun kopyalayan en az bir arkadaşı olmayan ve yeterince fazla kopyalamayanların dışlandığı bir dönem başlamıştı. Her yerde yasal olmayan kopyalara rastlanıyordu.

1989 – Zaman artık değişiyor. Amiga’sı olmayanların ve dandik bilgisayar dükkanlarına kopya oyun satmayanların “out” olduğu döneme girilmişti. Bilgisayar dergilerinde “geleceğin donanımı” CD-ROM’lar sayfa sayfa yer alıyordu. “Bu medya aracı gerçekten kopyalanamaz” diyen donanım geliştiriciler bu olayı “Dünya kopyacılığına karşı atılmış çok büyük bir adım” olarak nitelendiriyorlardı. Tüm bu olanlar yeni bir çağın başlangıcı olmuş, kopyacılığın sonunun geldiğine dair tüm bilgisayar ve oyun medyası aylık olarak haber vermeye başlanmıştı.


1996 – PC’si ve CD yazıcısı olmayanların “out” olduğu dönem. Her ay en az iki yeni anti-korsan teknolojinin geliştirildiği ve medyaya tanıtıldığı muhteşem bir dönemin başlangıcı. Çaresizlik içindeki yayımcılar tarafından, kopyalamaya karşı yazılım geliştirdiklerini iddia eden kurnaz yazılım şirketlerine dünyalarca para aktarılıyordu... Ama ne yapılırsa yapılsın en güvenli yazılımın bile en geç 14 gün içinde kırılacağını bilen bu kurnaz şirketler yeni güvenlik sistemleri geliştirmeye devam ediyorlardı. Gerçekten de süper iş, dışarıdaki becerikli korsanlar olmasaydı eğer telif hakları uğruna bu kadar para kazanmaları imkansızdı.

1998 – ABD birçok ilginç özellik içeren Dijital Milenyum Telif Hakları Kanunu’nu (DMCA) duyurdu. Telif haklarına saygılı olmak koşulu ile, kişisel ihtiyaçlar için kopyalama yapabileceği açıklandı. Şimdi bunun neresinin tutulur yanı var bir düşünelim. “Komşunun arabasını kullanmaya hakkım var ama kapısını açmam yasak” diyor S. Bekdemir. “Kopyalanmış müzik çalmakla araba çalmak aslında aynı şey” diye cevap veriyor S. Akkol. “Evet tabi böyle düşünmek mümkün, ancak çok az araba bulabilirsin ki istediğin kadar ve bedavaya kopyalanabilsin.” diye savunuyor S. Bekdemir. “Evet biliyorum ama bir şekilde bunun üstesinden gelmeliyiz” diyor S. Akkol. “Müzik başlı başına bir problem zaten, biz arabanın kopyalanamadığından emin olalım yeter” diyor S. Bekdemir “Teşekkür ederim sevgili iş arkadaşım” S. Akkol.

2000 - Metallica müzik paylaşım programı Napster’ı ve tüm kullanıcılarını dava ediyor. Sorulan bir soruya grup üyeleri şu şekilde cevap veriyor: “Bütün dünya her şeyi satın alabilen zenginlere ve şeytana ait. Kontrol, yönetim ve ölümsüzlük hep parayla alakalı. Bizler bunlar üzerine şarkılar söylüyoruz ve elbette bundan bir çıkar bekliyoruz! Haksız mıyım?

2002 - Uluslararası Ses Kayıt Cihazları Federasyonu (IFPI) “Kopyalamak müziği öldürür” adında bir reklam kampanyasına başladı. Bu başlığa ilave olarak “Birisi kız arkadaşınızı kopyalasaydı ne olurdu?” sloganı kampanyadan daha fazla dikkat çekti ve federasyona yüzbinlerce olumlu mektup geldi.
“Merhaba ben 16 yaşındayım yan sınıftan bir kıza hastayım ve onunla çıkabilmek için kopyalanmasını istiyorum”
“Merhaba bir konuda yardımınıza ihtiyacım var. Kız arkadaşımın kopyalanmasını istiyorum. Böylelikle haftada üç kere burnumu kıran şu bela heriften kurtulabileceğim” Daha bir çok mesaj imkansız istekler içeriyordu. “Ben 9 yaşındayım ve Justin Timberlake’in sizin reklamlarınızda oynamasını çok beğeniyorum. Onu benim için kopyalar ve doğum günümde hediye olarak gönderebilir misiniz? Bende bir posteri bile var”
Önceki: « Çok eski derin tarih
Sonraki: Günümüz »
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7

Beklediklerimiz:   Crysis | Battlefield 2142 | NFS:Carbon | Team Fortress 2 | Quake Wars | Spore          Bkz: Cem Özkaynak
Google+
close