|
| Kimi koruduğu belirsiz City 17 polisleri |
Bir FPS oyununu adventure'dan ayıran en önemli etken, bol sayıda ve çeşit çeşit düşmanla karşılaşmaktır. Half-Life 2'de, macera boyunca 13 farklı düşmanla karşılaşıyoruz. Sayı, kulağa az gelmesine rağmen, oyunu etkileyen düşmanların çeşitliliği ya da karşınıza çıktıklarındaki sayısal üstünlükleri değil. Asıl etken onların nasıl davrandığı. Bütün oyun firmaları her yeni çıkan oyunda gerçek oyuncuları aratmayacak zekaya sahip NPC'lerden bahsederler. Half-Life 2'de karşımıza çıkanlar için söylenebilecek söz ise, şu ana kadar oynadığınız oyunlar içerisinde en zeki hareket edenlerden olduklarıdır. Unutun köşe başından kafasını uzatıp "Vurun hadi beni..." diyen yapay zeka fakiri yaratıkları. Bu kez onlar sizin kafanızı uzatmanızı bekliyor gibiler...
Jedi gibi hissetmek...
Oyunu oynamaktaki temel amacımız kötü adamları öldürmekken silahlardan bahsetmezsek olmaz. Zira tüm FPS'lerin oyuncuları etkileyecek en büyük silahı, oyundaki silahlardır. Özellikle de silahların çeşitliliği ve kullanılabilirliği. Half-Life 2'de ise bu denge oldukça iyi sağlanmış. Bununla birlikte mükemmel bir fizik motoruna sahip olmanın neticesinde doğduğunu sandığım bir silah var ki oyunu zevkli kılan en büyük etkenlerden birisi de, bu silah sayesinde, etrafta görülen hemen her nesneyi yerinden kaldırıp fırlatmak, havada tutup kalkan olarak kullanmak gibi jedi-vari alternatiflere sahip olabilmek.
Atmosfer, karakterler, silahlar, peki ya başka?
Oyunu gerçek gibi algılamanızı ve daha çok zevk almanızı sağlayan temel etmenlerden bahsettik ve genelinde bu etmenlerin oldukça başarılı olduğunu belirttik. Peki sadece bunlardan ibaret mi oyun? Öncelikle sağlam bir senaryosu var. Yani hiç bir şey havada kalmıyor. Sadece karşına çıkanı vur, yoluna devam et oyunu olmaktan ziyade oyun içinde ilerleyebilmek için pek çok bulmacayı çözmeniz gerekiyor. Bunun yanısıra silahınızı, silahlarınızı akıllıca kullanmanız da bir zorunluluk. Çünkü pek çok oyunda olduğu gibi cephane sebilleri yok Half-Life 2'de. Boşa atılan her kurşun oyunun ilerleyen aşamalarında pişman olmanıza sebep olabilir. Bununla birlikte hayatı kolaylaştıran şeyler de var. Sizinle birlikte çarpışan Citizen'lar gibi mesela. Yada Alyx'in robot ev hayvanı Dog gibi. Ve elbet Gravity Gun. Tabi kullanabileceğiniz araçları ve onların üzerindeki silahları da unutmamak lazım. Bütün bunlar oyuna ayrı bir tat katıyorlar doğrusu.
Sonuç olarak...
Half-Life 2, genel olarak bakıldığında oldukça başarılı bir oyun. Hemen herkes bunu söylerken bizim aksini söylememiz zaten düşünülemezdi. Sistem gereksinimi oldukça yüksek. Tabi oyunu doğru düzgün oynamak istiyorsanız. Bizim kullandığımız 3 ghz işlemcili 1 gb ramli makinada bile bölüm içi alan yüklemeleri 10 saniye kadar sürüyor. Oyun içinde oldukça fazla yükleme var ve bu bazen oldukça can sıkıcı olabiliyor. Canınız sıkılmasa dahi sizi atmosferden koparabilir. Bunun haricinde böyle harika bir fizik motoru varken, çizilmiş bir güzergahda değil de, bir evin kapısını kırarak açabileceğimiz başka bir güzergahta ilerlenebiliyor olsa daha güzel olurdu diye düşünmeden de edemiyoruz. Bunu, yapacaklarının sinyalini verdikleri Half-Life 3'de sağlarlar diye umut ediyoruz. Half-Life 2 şimdilik bu kadar. Yakında oyunun bir de eklenti paketi çıkacak, onda ne ekleyip ne çıkaracaklar, hep birlikte bekleyip göreceğiz.
Half-Life efsanesi sürüyor ve bu türün hayranları için kaçırılmaması gereken bir oyun Half-Life 2. FPS oyunlarını sevmeyen birisi iseniz kesinlikle başlamamanızı tavsiye ederiz. Zira bu oyun sizi kendine hayran bırakıp FPS oyunlarını size zorla sevdirebilir. |
Önceki: « Half-Life 2
|
| Sayfalar: 1 2 |
İlgili makaleler: Sabrın sonu: Half Life 2 Oyun: Half-Life 2
|
|
|
|
|